Galop

Buraya hiçbir ses ulaşmaz. Burası arındırılmış bölge diye bilinir. Sesleri absorbe eden mekanizma bir düğme ile çalışır. Düğme her zaman açıktır. Çünkü sessizlik bağımlılık yapar ve ben sessizliğe bayılırım. Yapacak fazla şey yoktur. Deney sessizlik üzerine yaşam temalı olduğundan başka kimse yok. Hareketlerimin sesi yok. Sırf eğlence için tüküyorum odanın içine. Beni online izleyenler de…

Reklamlar

Kabuk

Görseline aldanıp içine bakınca hayalkırıklığına uğradığım bir kitap gibi hayatım. Sırf şeker pembesi diye almadığım o kitaplardan biriyle kesin kurtulacaktım da olmadı. Böyle yalnız, böyle mutsuz, böyle huzursuzum. Kişisel gelişim zırvaları diye küçümsediğim kitaplar vardı bir de. Yazarının intihar ettiği türden. Belki onlar işe yarayabilirdi. Adam ölmek istiyorsa vardır bir nedeni. O kadar kişiselim gelişti…

Bazı günler asla gelmez

Bazı günler asla gelmez. Nasıl günler bunlar biliyor musunuz? Bilemezsiniz. Siz hiç hayatımı yaşamadınız ki bilesiniz. Biraz anlatsan anlarız mı diyorsunuz. Hem yaşayıp hem anlatmak mümkün olabilse keşke. Yaşamadan anlatmak kolay. İnandırmak zor. Böyle böyle uzar işler. İnanan bilir ki inanmayı seçtiği için inanmıştır. Anlatılan doğru amenna diye değil. Anlatılamayanı anlamasa da olur. Anlamadan da…

Öğüt

İğne deliğinden ipi geçir. Batır deriye. Akan kana aldırma. Acıya. Geçir. Batır. Geçir. Batır. Seyrekleşen akıntıları tamponlar gibi sil. Bu  iyi hissettirir. Duraksama. Tereddüt etme. Korkmaya başlarsın. Korku başlayınca akıl uçar. Uçmuş akılla yol alamazsın. Kendini kaybetme. Hastasın ya da değilsin. Korkunu cesarete dönüştür. Ukalalık yapma ama. Sadece ipliği geçir batır geç. Başka tarifi yok…

Umut bir kuyudur, düşmek lazım.

Bütün bunlar oluyor mu sahiden? Tavuk kışkışlar gibi kovuluyor muyum evimden? Ama burası benim evim diyorum. Umurlarında bile değil. Tapusu bizde diyorlar. Tapusu? Bir çeşit tanrı mı? Onları mı koruyormuş? Bunun benim evimle ne ilgisi var anlamıyorum. Annem ve babam nasıl bir tanrı bulmuş kendilerine ve beni evden kovuyorlar. Zamanı başa sarıp anlatmam lazım fakat…

Kırık

Kurulu  bir saatin kalp atışı nihayete erince pili bitti sanıp değiştirmeye davranıyor  sonra da bozulmuş bu diye bir kenara atıyorum. Bir ömrü olduğu aklıma gelmiyor. Sanki sonsuza dek zamanı gösterip bana arkadaş olacakmış gibi. Eşyanın  bir ömrü olması fikri acı veriyor. Yumuşacık, beyaz, tavşanlı,  polar pijamasını giyerek uykuya giden küçük kız çocukları gibi şefkat bekleyen,…

Felç

Limana komşu evler canlı hayvan ticaretinin kokusunu bilir. Aynı zamanda maviyi bilir. Maviye bulanan kokunun güneş battığında kestiği kızılımsı turuncuyu da bilir. Vinç ışıklarının şehri gölgede bırakan ihtişamını bilir. Liman şehri kilitler. Avcunda anahtarı taşıyan kodamanların kölesidir orda çalışan  da çalışmayan da. Çünkü kokuya hakim olan evrene hakim olur. Gemiler koku taşır. Ceset taşır. Torba…

Rayiha

Nefes alamıyordum. Tıkandım. Meleklerin boruları kokuyordu. İçime çekmek istiyordum. Bir yudum nefes. Biraz da naneyle reyhan. Bir yerlerde güller açmıştır şimdi. Kokuyordur.  Bahar gelmiştir. Merhaba diyecek insan bulunmayan bir ormanda kaybolmuştum. Konuşmamaktan dilimi unuttum. Sonra annem bana yeniden harfleri öğretti. Sayılar çok zordu. Çiçekler kolaydı. Önceden biliyor gibiydim. Beni buldukları zaman bileğimde kesik varmış. Bağladılar…

Güvercin

Minik minik kırılma emareleri. Minik damlalar. Gözden aşağı süzülen. Süzülen bir martı gökte. Acı acı bağıran. Bağıran göz yaşları. Sanki siper kazmayı unuttuğu için dışarda kalmış bir asker. Sanki yaşamayı unuttuğu için toprak altına düşmüş bir bunak. Sanki elleri burulası bir zalim, harflerince kanatan. Kanattan.

Kambur II

Yok yok yok. Hiçbir yerde yok. Sepetin içindeydi. Elinde kılıç olan Viking savaşçısı biblosu. Kılıcı kırılmış olabilirdi. Hatırlamıyorum. Fakat nereye gidebilir? Bir gece ayaklanıp kaçmak mı istedi? Gerçekten tuhaf zamanlar. Bir bibloya bile sahip çıkamıyorsa neden yaşar ki insan. Soğuk. Elektrikler kesik. B. hasta olmuş. Uyuklamayı sevdiğim kanepede uyuyor. Çorba yaptım. Götürdüm. "Sen bunun içine…